14 Şubat 2009 Cumartesi

Neden?!




Karanlık! Hayatım boyunca, kısa ama her saniyesi çatışma içinde geçen hayatım, karanlık içindeydi... Önceleri akışına bırakıyordum. Fazla düşünmezdim çünkü umursamazdım. Acıyla ilk tanıştığımda daha çok küçüktüm, ölüm üzerine ve değer verdiğim birçok şey üzerine şiir yazardım. Babam yazdıklarımı bir şaire götürmüş ve şair demiş ki "Biraz da mutluluk üzerine, aydınlık üzerine şiirler yazsın!" demiş ve bana imzalı bir kitabını hediye etmiş. Babam bana kitabı getirdiğinde imza duruyordu ve hevesle şiirlerini okumuştum. Lakin bir süre sonra onu fırlattım ve bunca yıl bir kere bile aramayı düşünmedim!



Neden? Nedendir bunca acıya, inanca, yılmamış olmamıza ve iyi birşeylerin geleceğini umut etmemize ve inanmamıza rağmen halen bizi yakan ateşlerde sınav oluruz? Tanrım beni yaptığı sınavlarla yükseltti, kendi ruhumla güce eriştim ve yükseldim... Ama bu kadar yetmez mi? neden hala beni ateşlere salar, ruhumu yakar, acı verir? Beni daha da yükseltir? Tek bir tane olsun destek vermeden fırtınadaki bir ağaç gibi kökümden sarsar beni? Neden? Neden basit insanlar gibi yüzeyden sevemiyorum?



Bir insanın ruhunun karanlığını görebilirim! Bir insanın acısını hissedemesem de anlayabilirim! Karşılık beklemeden yardım edebilirim ama neden olsun biri bana yardım etmez? Gerçekten de tek miyim bu dünyada, her insan gibi? Kendi olan her insan gibi? Tek olmasam ne olurdu? Ne olurdu kalabalıktan biri olsam? Onlar gibi sevdikten sonra umursamadan unutabilsem? Acı çekmeden, yıkılmadan,... Ne olurdu sanki? Ne olurdu, sevdiğim insan beni de sevse? Sevdiğini söylerdi lakin öğrendim ki amacı sadece kendi yarasını kapatmakmış... Bu kadar yakın davrandığı için üzgünmüş, o zamanlar bunalımdaymış, kafası dağınıkmış da o yüzden söylemiş. O anlamda söylemek istememiş... Neden Tanrım?! Neden bir kere olsun gönülden sevdiğim bir insan bana yüz vermedi? Bu acıyı hakedecek ne yaptım?! Yeterince acı çekmedim mi? Yeterince kan dökmedi mi ruhum?! Ateş, bir kere yaktıktan sonra tekrar yakabilmek için bekler ki tekrar kabuk bağlayalım ve tekrar yakabilsin... Neden bedenimden öte ruhumu da yakarsın?! Ey Tanrım, neden bir kere olsun kılıcımı öfkeyle değil de sevdiğim için savurmama izin vermezsin?!



Ben karanlıkta yürüdüm, nefes aldım, savaştım, yardım ettim, dayandım... ama yalnız yürüdüm, sadece kendi nefesimi duydum, tek başımaydım karşımdaki canavarla, kimse yoktu yardım edecek ve hiç bir desteğim yoktu...Buna rağmen yılmadım, dayandım ve acıyı kabul ettim! Kanayan yaramın beni güçlü kılmasına izin verdim ama neden olsun bir şifa hiç vermedin?! neden bir kere olsun o yaraya elini basacak bir el uzatmadın bana?! Ve neden beni yalnız bıraktın karanlıkta?!



Kılıcım önümde yere saplanmış bir şekilde duruyor! Bir şövalyenin onuruna ve prensiplerine sahip olan karaelf kılıç ustası olarak artık diz çöküyorum... Savaşacak nedenim kalmadı ve artık ben bir yaşayan bir ölüyüm! Ruhunu kaybetmiş olanım...



Düşmüş olanım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder